21.01.2018

İstilâ! - İnsanın yükselişi

Öncelikle bu konum burada ki konularla da alakalıdır, onların bir özeti şeklindedir.
* Ara tür müyüz?
Evrim'in öteki yüzü - Ters mantık!
* Evrimi evirmek!
* BÜYÜK UNUTUŞ - Bir Ruhsal Kurgu Pratiği

Hepsinde de bir şekilde "istilâ" denen olayı irdeledim. Yani insan denen biz canlıların doğayı istilâsı.
Geçenlerde "Creation -Yaratım-" filmini izledim, filmde Darwin piknikte bir pederle konuşuyor.
DarwinHer neyse, Thomas Malthus'un hesaplarına göre eğer, her alabalık, yüz tane yumurta bıraksa, ya da bunun gibi bir şey işte, nesiller boyunca, sadece şu son on yıl içerisinde diz boyu alabalık olurdu.
Buna nasıl cevap vereceksin?

Peder: Yumurtaların yok olduğu ya da yendiğini bu nedenle de sayıların sabit kaldığını söyleyerek.
Tanrı'nın planının bir güzelliği bu.
Darwin: Sana da biraz, yaratılan sayısız canlının, hemen yok edilmesi müsrif bir plan olarak gelmiyor mu?

Peder: Diğerleri için yemek sağlanmış oluyor.
Darwin: Binler sadece bazıları yaşasın diye ölüyor.
Toplam mutluluk bir tür büyük zarara uğramış olmuyor mu?
---
İstilâ böyle bir şey, bir alabalık bile yaşamı istilâ edebilir. Thomas Malthus bunun hesaplarını da yapmış. En masum tür, yok edici bir güç olabilir pekâlâ.

Tabi filmde meseleye istilâ olarak bakılmamış ama bunun adı istilâdır. Tüm canlılar, buna bitkilerde, böceklerde dahil, istilâya meyillidir. Bu potansiyelleri doğuştan vardır. Bizlerde bundan vareste değiliz, yani bizler de insan olarak İSTİLÂCI bir türüz.

Sadece kendimizi ve kendi türümüzü düşünürüz, başka türleri düşünmeyiz. Düşündüğümüz noktalarda da kendimize ihtiyacı varsa düşünürüz.
Buğday mı ekeceğiz, tarlada ki diğer tüm bitkileri yok ederiz gibi.
Ev mi yapacağız, ormanları yakarız/keseriz gibi.

Bu tüm canlılarda böyle, varsa yoksa öncelik kendisi, kendi türü.

"İstilâ" denen dürtü neden dolayı olur?
Dürtü diyorum çünkü, bitkiler ve hayvanlarda da olan bir şey bu, doğan her şeye doğuştan gelen bir özellik bu, dogmatik/genetik, o yüzden dürtü!
Bir fazilet değil, kazanılmış bir yeti, öğrenilmiş bir şey de değil. Yaşam ile birlikte gelen bir duygu.

Yaşam denen enerji, hesapsız bir coşku ve sevinç halidir, yaşam yaşamak ister, yayılmak ister, devam ister vs. Bu istekte akabinde, kendini istilâ olarak gösterir.
Başka çaresi yoktur. Yaşam yargısız, doyumsuz bir şekilde yaşamak ister.
Yaşama isteği masum gelebilir ama o masumluk her yeri kaplayıncaya kadar sürerse, bunun masumluk nereside kalır?

İstilâ masum olamaz!

Yaşam ne kadar yaşamak istesede, onun sınırını belirleyen, gene diğer yaşama isteğidir. Çünkü yaşam tek bir şeye indirgenmişte değildir.
Tek bir türün hakkıda değildir.
Yani yaşamı sınırlayan gene yaşamdır. Bir aslanın yaşama sınırı, başka bir aslana kadardır. Bir insanın sınırı, başka bir insana kadardır.

Filmde eleştirilen müsrif plana gelince, bu müsriflik değil. Daha doğrusu bu bir "hata" değil.
Eğer tüm alabalıklar yaşasa, diğer canlılara yaşayacağı bir alan kalmayacak! peki bu adil mi? doğru mu?
Doğacak yavru 1 tane değil ki yüzlerce, binlerce, ya ötekiler?

Şöyle denilebilir.
Canlılar 1 yavru doğursun ve o da yaşasın. Ya da diğerlerini yemeden tüm canlılar yaşasın.
En makul yaşam şekli bu.
Mutlulukta böylelikle zarar görmemiş olur!

İşte en büyük handikap buradadır, böyle yaşam "Statik" bir yaşamdır, ve heyecanı yoktur, çünkü işin içinde "Garanti" vardır.
Hiç bir şeyi öldürmüyorsun, hiç bir şeyde seni öldürmüyor ve nesillerde garanti altında.
Sıkıcı, tek düze, monoton, lakin mutlulukta garanti!

Hiç bir canlı türü, böyle bir statizmle baş edemez.
Çünkü artık yaşama arzusu, enerjisi, coşkusu, heyecanı kalmaz ortada.
Mutluluk mutsuz bir şeye dönüşür.
Son en baştan belliyse, filmin sonunu bilirseniz o film sıkmaz mı? coşkusu kalır mı?
Coşku, heyecan bilinende değil, bilinmeyendedir.
Aksi yaşam nasıl heyecan verecek, arzu nasıl körüklenecek? coşku nasıl sağlanacak?

Yaşam mücadele varsa anlamlıdır, heyecan varsa tutkuludur, coşku varsa sürdürülebilir.
Değilse yaşam, yaşamak bile istemez ki? mutlu olsun!

Statikliğin en kötü tarafıda budur, kısa bir sürede o kendi kendini yer bitirir. Yaşam mücadele ile anlamlıdır, onunla ayakta durur.
O yüzden "doğa dinamiktir."

Kışlar bunun için vardır.
Kuraklıklar bunun için vardır.
Doğal afetler bunun için vardır.
Ölüm tehlikeleri bunun için vardır.

Bütün hayvanların nasıl tetikte olduğuna iyi bakın!
Dinamikliği görün!

Kısacası statiklik veya garanti beladır!

Devam ...

- İNSANIN YÜKSELİŞİ -

İnsanın yükselişi nasıl olacak?
Neden insan yükselmek zorunda?

İnsan şimdi ki gibi sadece kendi türünü düşünerek hareket ederse, genlerle oynar, mikropları yok eder, ömrü uzatırsa, doğanın bu şekline müsriflik derse, bunuda kendine doğaya müdahale için BAHANE ederse vs. insanın diğer canlılardan ne "farkı" kalır?
Onlarda istilâ etmek için doğuyorlar, bizde öyle doğuyorsak ne farkımız kalır?

Onlardan bir farkımız olmalı değil mi?

İşte bu!
İstilâ etmeyeceksin!
En temel ortak dürtümüz bu!

Tabi önce, istilâ ne demek onu öğrenmek gerekiyor, bilinmeyen şeyin savunması zaten olmaz, öncesi bilmek, sonrasıysa sonra gelir.

İnsan yükselmek mi istiyor? Önce alçalması gerek.
Bende bir istilâcıyım demek bunuda görmek gerek.

Hasılı itiraf iyidir. :)

Ben kutsalım, dokunulmazım, bilimselim vs. demek, her istediğini yapmak, nasıl olsa hesap vermeyeceğim demek, işinde sınır tanımamak, istilâ denen dürtülerden dolayı olur bilesin.

Varsa istilâ, yoksa istilâ !...

Doğru bir hesap vermeyeceksin, böyle bir merci yok ama hayvanların yolundan gidersen de zaten hesabın baştan yanlış olmuş olacak.
İnsanım diye sevin ama hayvanların yolundan git!
Bu insanın yolu olabilir mi?

Eğer insansan, insan kendi hesabını kendi verendir.
Hayvan olana zaten bir hesap yok, hesap insan için! O bilinçte olan için.

İstilânın ne kutsal bir tarafı, ne de bilimsel bir tarafı vardır.
Her tarafa yayılmak arzusunun kurbanı olmakta, bir fazilet değildir.
Hayvanî bir dürtüdür!

Bir lamba yakıldığında odanın aydınlanması karanlığı istilâdir, lamba o odadaki sonradan gelmiş bir şeydir.
Ey insan!
Sen doğduğunda bu doğa varsa, sende sonradan gelmişsin demektir, yani sende bir istilâcısın!

Hayır!
İlk önce ben geldim, ben vardım dersen sözlerimi geri aldım !...

Değilse,
İtiraf et !...

İtiraf iyi.
İstilâ kötü!

Önce alçal.
Sonra yükselirsin!

Yükselmek kaderin.
Yükselmeye mecbursun!

Bu kadar insan olduysan, daha geriye dönemezsin, ileri gitmeye mecbursun.
Geriye bak elbet, hayvanlara bak elbet, bitkilere bak elbet.
Bak ve gör!

Her canlı yaşamı İSTİLÂ etmek için var.
Sende onlar gibi olma!

Doğru, onlar hesap vermedi, vermeyecekte!
Onlar hayvan, bitki!
Ama sen insansan hesabını ver... Hesaplaş!
Sen insansın!

İSTİLÂYI GÖR !...
Tüm canlılar istilâ ateşiyle yanıyor.
Bunu anca SEN görebilirsin!

Bu göz sadece sende var !!

Onlar bunu düşünemezlerde, varsa yoksa kendisini bilirler.
Paylaşmaya da açık değiller.

Ama sen, ey insan!
Sen farklısın!
Sen paylaşırsın, paylaştırırsın da!

Çevreni değiştirebilirsin, ekosistemini yaratabilirsin.
Yapmadığın şeyde değil!
Çünkü sen değişe değişe, evrile evrile bu günlere geldin.

Dersler çıkartabiliyorsun, analizler edebiliyorsun, kararlar alabiliyorsun.

DEĞİŞİMİN ADISIN!

Hem fiziksel, hemde ruhsal değişimler yaşadın ve daha yaşayacaklarında ileride.
Aletler yapabilir, her zorlukların altından kalkabilirsin.

Nice karanlık çağlardan çıktın, nice felaketlerle yüzleştin, nice çaresizliklerden kendine yollar çizdin!
Pes etmedin yılmadın, yıkıldın ama tekrar kalktın, küllerinden kim bilir kaç kere doğdun!

Bu senin farkın.
Farkının farkında ol!
İnsan olmanın ayırdına gel!

Bir tarla faresinin çoğalma güdüsü sende de var, terk et!
Bir çekirge sürüsünün talan gücü sende de var, terk et!
Bir filin sonu gelmez arsız iştahı, sende de var, terk et!
Bir aslanın bölgesini savunma gücü, sende de var, terk et!
Bir çimenin her tarafı istilâ arzusu sende de var, terk et!

Çimen yahu!
İstilâ ruhunu taşıyorsan, savunuyorsan, çimenle aynısın!

Kısaca
Ne var alemde, hepsi sende potansiyel olarak zaten var!
Çimenle de aynısın, hayvanla da aynısın.
Sen alemsin, alemde sen!
O sensin!
Gördüğünsün!
Hissettiğinsin!

Ama sende diğerlerinde olmayan, bir şey daha var.
Onu görüyor musun?
Kesin görüyorsun!
İşte onu terk etme !...
O farkın!

O senin yegâne özelliğindir, kazanımınlarındır.
İnsan olmak doğaya rağmen bir kazanımdır, ayrıcalıktır, farktır.

O kazanım bizlere, elden ele genetik miras olarak geldi.
Ölen hiç bir insan boşa ölmedi, doğan hiç bir insan boşa doğmadı!

Ama meselenin ne olduğu da çok anlaşılmadı.
Azcık zorla, anlarsın!
O zaten her tarafta.
Çok iyi de biliyorsun bunu, sadece adı konmadı!

Besin zincirinin en tepesindesin, midenden ziyade aklını da çalıştır.
İnsan neslini garanti altına aldın, her türlü ortamda insanı dölleyebilirsin. Hatta yaşamı bile kopyalayabilirsin.

Artık türünün yok olma tehditinden de korkma!
Korkularını aştın!

Hamdın,
Piştin,
Yandın.

Boşunamı bunlar?

Artık oldun, TAM OLDUN. Olup olacağında bu.
Binlerce yıllık birikmişliğin son şeklisin.
Daha öten yok!

Şimdini anlamazsan, daha öten yok!
Anlamaya mecbursun!
Bilgi çağında anlaşılmayan şeyin kalması, bilgiye hakarettir.

Şu halde
İstilâyı gör!
İstilâyı anla!
İstilâyı terk et!

Doğaya yardım et!
Doğana sahip çık!
Doğa sana bir misyon yüklemiş, bu istilâyı anca sen görebilirsin, vizyonunu da bu yönde şekillendir.

İSTİLÂ SENİ YÖNETMESİN, SEN İSTİLÂYI YÖNET!

Tıpkı doğa gibi.
Doğa sana bu gücü vermiş ve vermeye de devam veriyor.

YÜKSELİŞİNİN ŞAFAĞINDASIN !

Aslında insan bu istilayı, farkında olmadan biraz da olsa yönetmeye de başladı.
Gör!
Çünkü sen bunun için doğdun, bunun için insan oldun!

Nereden geldin,  nereye gidiyorsun!
Nereye yükseliyor olduğuna iyi bak!

Anlıyor musun!

Doğa olacaksın!
İnsan kalacaksın!

Bir baba kadar sert ve koruyucu, bir ana kadar şefkatli ve sevecen, bir çocuk kadar da neşe ve sevinç olacaksın-Ki oldun da zaten!
Duygusuz kuvvet, kuvvetsiz duygu, her ikiside neşesiz ne işe yarar!
Sen tüm bu toplamların sonucusun!

Başka çaren de yok!
Çare-siz-sin !...

Çare, çaresizliğe gizlenmiş, bilene...
Her türlü çaresizlikten yol bulunur, bulana...
Bu günlerden de çıkış illaki olacaktır, gidene...

Yola inanıyorum.
İnsana inanıyorum.
Doğaya tabiki de inanıyorum.

O öğretiyor!


Benzer Yayınlar

İstilâ! - İnsanın yükselişi
4/ 5
Oleh

Abone Olun!

Beğendiyseniz yayınlara abone olabilirsiniz.

Delilik aklın kullanılmayan diğer yarısı olduğu gibi,
Cehalette bilginin kullanılmayan öteki yarısıdır!