Uyanışı / uyandığımızı nasıl anlarız?


Bireysel yada kişisel olan acınız ızdırabınız, Evrensele sıçrarsa, o zaman uyanmış, daha doğrusu "UYARILMIŞ" olabilirsiniz. :)

Yoksa uyanmak, sadece neşe sevinç içinde olmak değildir, belkide madalyonun bir yönüdür bu, diğer yönüyse tam zıttıdır.

Aslında herkes zaten uyanmıştır, uyuyan yoktur, sadece bunun farkındadır yada değildir olay budur.

Neyin farkı bu?

ACININ!

Uyandın, acıdan ızdıraptan kurtuldun, olay bu mu? Değil tabii ki, acıya kontak yoksa, hayalden çıkılmamış demektir ki burada ki acı ise evrenseldir.

Ekonomik, ailevi, kişisel sorunlarınız mevzu bahis değildir.


Ne derler, "gerçekler acı hayaller tatlıdır."


Evrensel acıya "kontak" kurduğunuzda, kendi kabuğunuzu kırmış, haliyle de BÜYÜMÜŞ olursunuz, kimselerin bilmediği, önemsemediği, unuttuğu o acılara ortak olunca da anlarsınız ki, "UYARILMIŞ" olursunuz.

Siz artık eski siz değilsinizdir. 

YENİ size hazırlıklı olun.

Bundan sonra sizin derdiniz diye bir şey olmaz, huzurunuz rahatınız konforunuz diyede bir şey olmaz.


"Ilgaz dağında bir çam devrilir, bir ucu gelir size batar!"

Artık neyin nereden geleceğini de bilemezsiniz.

Mekan diyede bir şey yoktur, oturduğunuz yerden geçmişede geleceğede bağlanırsınız, kaçışta yoktur.

Yaşanmışlıklar boşuna değildi, 

Ah! larda bir yere kaybolmadı.

Öylece duruyorlar.

Bunca feryat içinde Cenneti düşünmek, Nirvanayı arzulamak aydınlanmak istemeler, çocukçadır. 

Çocuklar habire bir şeyler isterler!


Oysa acılar da paylaşılmayı bekliyorlar, anlaşılmayı, keşfedilmeyi bekliyorlar ki onlar azalsın!

Onları isteyen olmazsa!

Onlar ne olacak?

Çeken çektiğiyle mi kalacak?

Ya sonra?

Atalarla bağı kes!

Evlatlarla alakayı kes!

Aynaları kır!

Bu mu uyanmak, aydınlanmak, mutluluk?

Bunlar kaçıştır!

Karşında ki aydınlanacak ki sen aydınlanasın?

Aynanı parlat ki sende ışıldayasın?


Sen kaçarsan, ben kaçarsam, o kaçarsa, aynalarda kırılırsa, insanlığın içinde ki karanlıklar nasıl aydınlanacaktır? 

Hep mutluluk kovalayalım, hep güzeli isteyelim, acılardan da kaçalım, bana ne diyelim, peki onları kim sağaltacak?


"Allah'a yardım edin ki o da size yardım etsin!" (Muhammed suresi ayet 7)

Allah'a yardım etmek mi? 

Yok daha neler!

Evet, ayettir bu!


İnsanlar habire ondan bir şeyler istemekten, onun da bir şeyler isteyebileceğini göremez oldular.

Çünkü istemeye alıştılar.

Hep çocuk kaldılar.

Ve hiç büyüyemediler!


O elbette kendi muhtaç olduğu için değil, sizin için, öğrenmeniz, farketmeniz için o da kendine yardım istiyor.

YAŞATARAK ÖĞRETİYOR!

Evrensele geçiş, istemekten vermeye olan geçiştir.


Uyarılmanın bedeli pişmeye talip olmak, o çocukla da artık vedalaşmaktır. 

Çocuklar acılarla yaşamamalı, oyunlar oynasınlar ;  

Büyüklerde oyuncakları bıraksınlar, gerçeklerle yüzleşsinler, Sorumluluk alsınlar.


Ama! ama! ben hiç böyle hayal etmemiştim, böyle anlatmıyorlar diyenlere de, o da lazım, bu da lazım, hepsi yerinde ve zamanında lazım denir.

Herkes uyarılmayacak, herkes çocukta kalmayacak!

Bunu sen anlayacaksın!

Çocuklar bir gün büyüyecek, büyükler bir gün uyarılacak, uyarılanlarda olması gerekeni yapacak, O da ona yardım edecek!

Nasıl olacak bu?

Nasılı yok, büyümek süreçtir büyüdüğünde, o gün geldiğinde bilirsin.

Mevsimi gelince cemrede düşer, yaprakta düşer, meyvede düşer.

Maneviyat da böyledir büyümenin, o çocukla defterlerin kapatılması içindir, o defter açılır ve hesaplaşılır, gönlünü alırsın ve defter kapatılır ki, artık büyümeye geçersin.

Bu nasıl uyanış diyenlere? 

Bu zaten uyanış değildir ki?

UYARILIŞTIR !!

FARKEDİLİŞTİR !!


Baştada dedik (engelli ve hastalar hariç) uyuyan kimse yoktur, herkes uyanıktır, dünya olması  gerektiği gibidir, ne eksik ne fazla, sadece büyümek istemeyenler, çocuk kalmak isteyenler vardır.

Kaç yaşına gelirse gelsin, böyleleri fiziksel büyüse de ruhsal büyümez.


Büyümek sorumluluk bilincidir, uyarılışta o bilincin anahtarıdır.

Anahtar kiliti açar, kilit kapıyı, kapı yeni bir bilince açılır ki, git gidebildiğin kadar.

Selametle...