Sûfiye Sûfice




Kimseyi hor görme, her gördüğünü Hızır bil!
Soru sorma, cevap arama!
Bunlar kâfi!
Sûfilik bu.
Ötesi yok!

Kendini bilmek Sûfiye yasak ki?
Kimi bilecen, olmayan kendini mi?

Bilince ne olacak?
Sûfli hayatın ûlvi mi olacak?
Evrenin sırlarına mı ulaşacaksın?
Enel Hakk mı diyeceksin?
Ona aşık mı olacaksın?
Yoksa oldun mu?
Sen kim, o kim?
Ne yüce değil mi?
Ona aşıkta oldun!
Breh... breh... breh!

Varlık hala yerinde!
Mushafta aşkta yok!
İmâsı bile yok!
Nasıl olacak bu?
Hani aşk!
Aşk yok!
Ona aşk yok!
Aşk ve gurur!
Anca kibir!
Onu aşka mı zorluyorsun?
Bu kıyametin olur!
İlahi aşk!
İnsani kıyamettir!

Bilgiler işine yaramaz!
Ben dediğin ejderhadır!
Bilgilerle onu beslersin!
Doymaz o!
Onun hesabı başkadır!
O Allah olmak ister!
Selefinin tahtını ister.
Seni güzelce kullanır.
Ona aşık ol!
Onu kendine aşık et!
Aşk bu der!
Ona aşık oldun.
O da sana oldu?
Kapılar açıldı.
Olmazlar oldu.
Kabar... Kubar... Kibir!

Tanrı bileni ne etsin!
Teslim olanı ister o!
Onu bilmeyen var mı?
Her yer bilgi!
Herkes biliyor!
O'nda da sonsuz bilgi!
Her yanı bilgi!
Membâı O!
Gözler onda!
Cehalete tahammül yok!
Arzulanan bu değil!
Bilgisizliğin bilgisi!
Bilinmeyenin cezbesi!
Deryalar bilgilerdir.
Fikirler de balıklardır
Cehaletse bâki kalacaktır!
Senin payına düşen bu!
Cehalet... Sefalet... Esaret!

Bilgi yolu tıkalı...
Orada trafik çok!
Cehaletin yolu açık!
Oradan kaçıyor herkes!
Kaçma!
Gönüllü ol!
Yol seni bekler!
Elinde ki tek gerçek.
Talip olma cahil ol!
Kendini biliyorsan zandasın!
Onu biliyorsan hepten zandasın!
Görme... Duyma... Bilme!

Sûfi bilmez!
Nefsinide bilmez, Rabbinide!
Nefs ne, Rab ne?
Aczini bileceksin!
Rabbini bilemezsin!
Aklına bile getirme!
Unut bunu!
Sözde kinaye var, nükte var!
Ateş var barut var!
Zarf var mazruf var!
Dikkat et!
Nefs avcısı avlanmakta!
İp var tuzak var!
Bileceğin nefsindir.
O da!
Cehaletindir, sefaletindir.
Ötesi sana yasaktır.
Bilsende bilme!
Görsende görme!
Yemlerler, yeme gelme!
Yanlış yolundur.
Her şeyden şüphe et!
Acziyetinden etme!
Referansın bu!
Bunu iyi belle.
Yoksa kaybolursun!
Güvendeysen hamsın!
Boşalmazsan, dolmazsın!
Cehaletin dibine in!
Kaç bilgiden!
Adını bile anma!
Hücrelerinde izi kalmasın!
Ruhunu unuttuğun gibi unut!
Ha bir ot, ha sen!
Yaşamak için yaşa!
Arada fark olmasın!
Bilme... Bulma... Olma!

Sonrası mı?
Bunu soruyorsan varlık peşindesin!
Bu yazı sana değildir dostum.
Sûfiyedir, Sûficedir!
Ne sen sordun, 
Ne de ben söyledim.
Ne bu yazı yazıldı, 
Ne de birisi okudu.
Sanki bir rüzgar esti.
Ansızın bir peri geçti.
Ya da göz kırpmak gibiydi.
İşte öyle bir şey.
Başlıkta ki gibi Sûfiye yazıldı.
O da Sûfinin cahiline yazıldı.
Bu bile kinayeli söylemdir.
Kuş dili misali semboliktir.
Sûfîyim bile diyemeyenleredir.
Onlar ne olduklarını bilemezler!
Ama ne olmadıklarını iyi bilirler!
Bir garip bencileyindir.
Bir hırka bir lokmadır.
Ne taç, ne de tahttır.
Bilgiler yanılsamadır.
Sonunu düşünmezler.
Sûfiler yok olanlardır.
Yazgı... yazı... yazılım!