Gönül Mahkemesi / Kendini Yargılama

 Bazen işler çığırından çıkar ve kendimizden başlayarak, ailemiz, çevremiz derken Tanrıya kadar uzanan bir anlayışta, önümüze kim çıkarsa, ne çıkarsa, acımasızca yargılarız, çünkü kendimizle, kaderimizle barışık değilizdir, bu bir ömür bile sürebilir, "bağışlamak" denilen olay haricinde de bunun bir sonu yoktur.

Bu yüzden bu şiir "bağışlanmayı bekleyenlere" değilde, "bağışlayıcı olanlara" ithâf olunmuştur.
Arada ki fark;

"Bağışla beni Tanrı'm" ile
"Bağışladım seni Tanrı'm" dır.

Biri affı bekleyendir.
Biri affı uygulayandır.

İyi okumalar..

Sanki bu zamana ait değildir gönül insanları.
Herkes gibi konuşsalar da farklıdır bakışları.
O bakışların derinliğinde asırların çilesi yatar.
Gençlik zamanlarında kocatmıştır yaşadıkları.

Onlar çile çekselerde, başkaları çeksin istemezler.
Bilirler ki çile kötü şey, o yüzden hissettirmezler.
Nasıl hissettirsinler, bu onların gönlüne aykırıdır.
Gönlüne aykırı olanı, diğerlerinede göstermezler.

Gösteremez onlar, gönül denilen kanuna aykırıysa.
Gönül insanı kahreder, yapılan hareketler yanlışsa.
Prangalar soğuk, duvarlar sessiz, gönülde gardiyan.
Sonrada işkence başlar, zindan kapıları kapandıysa.

Huzur odası olan gönül, gayri işkence odası olur.
En acısıda pişmanlıklar, kendinden nefretler olur.
Gardiyan işkenceleri mahkuma zalimce uygular.
Ne zaman biteceği bilinmez, azap her yanda olur.

Adil kararı vermezsen, o işkencelerin hiç bitmez olur.
Sen kendini kötüledikçe, iyiliklerinde görünmez olur.
Kendini de görmedikçe, kötülüklerin de engelin olur. 
Bunun başka açıklaması yok, tıpkı yazıldığı gibi olur.

Öyleyse kendini, sadece kötülemek uğruna kötüleme.
Kendini yargıla ama işkence kararını erkenden verme.
Eğer kendinin yargıcıysan, yargıcın tarafsız olmalıdır.
Yargılanan da suçu ispat olana kadar, masum olandır.

Bu kaide tüm yargılarda ki vazgeçilemez bir kaidedir.
Bir yargı böyle işlemiyorsa, Adalet onun neresindedir.
Şu halde baştan kendini suçlu olarak yargılıyorsanda.
Sonunun idam olacağı, mahkemenin başından bellidir.

Ey kendini yargılayanlar, Adaletin kendisine tabii olun.
Kendinizi yargılayacaksanız da tarafsız bir yargıç olun.
Suçunuz ispat olana kadarda, suçlu olduğunuzu unutun.
Suçunuz ispat mı oldu? O taktirde bağışlayıcı yol tutun.

Siz zaten kendinizi yargılayarak, cezanızı çekiyorsunuz.
Süreçte ceza hafifliyor, neden bunu hesap etmiyorsunuz.
Dar ağacını kurarak, yağlı ilmeği de boynuna geçirerek.
Kararı bile dinlemeden, hemen orada infaz ediyorsunuz.

Dediğimiz gibi kendinizi yerdikçe, deliller aleyhte olur.
İyi yönleriniz hiç görülmez, mahkemenizde taraflı olur.
Eğer kötü olsaydınız, pişmanlığada böyle dalmazdınız.
İyi birisi elbette, kendisini yargılamasındanda belli olur.

Şu halde gönül mahkemesini kuranlar, tarafsız olun.
Sadece aleyhtekilere değil, lehtekilere de taraf olun.
Yani kasıt yoksa o şeyde-ki insan kusursuz değildir.
O masumu affedin, affın güzelliği ile de tanışır olun.

O masum sizsiniz, ey kendini acımasızca yargılayanlar.
Bir suçluda değildiniz, ta ki kendinizi yargılayana kadar.
Siz ki o masum yargılanınca, suçluluk hissine kapıldınız.
Masumluk bitiverdi, mahkeme salonuna çağrılana kadar.

Hangi yazılmayan günahın girdabında, kendini günahkâr saydın.
Aslını unutmanın peşin cezası mı? Kendini kendin cezalandırdın.
Ruhtan bihaber hikayelere kanıp, ruhunu kor ateşlere neden attın.
Ruhlar ölmez bilmez misin? Bencileyin onları ölümlü mü sandın.

Affetme işine önce kendinden başlamalısın, evvela kendini affet.
Sonra ailene, sonrada çevrene yönelip, akabinde de Tanrıyı affet.
Nasıl affederim deme, hele ki Tanrı da affolunulur mu hiç deme.
İçsel af böyledir, her şeyi yargılayan vicdandır, affetmeyi bilene.

Bilmek zor değil, denemek gerek, denemek için yaşamak gerek.
Önce kendini kumpasa sokup, akabinde ondan kurtulmak gerek.
Hayalde olan hayalle sınırlıysa, hayalide inkarla zorlamak gerek.
Tanrı da affedilir -isyanlar ona değil mi?- affetmeyi tatmak gerek.

Anlayışlar çeşitlidir, sizde bir türlü bizde bir türlü.
Şiir herkese uymayabilir, içerdiği anlamdan ötürü.
Yollar aynı fikirler farklı, manalar manayı götürü.
Harfler bile çok şey söyler, duygular onlarla örülü.

İş bu şiirle deliller incelendi, nihâi kararda açıklandı.
Masum olanlar, gönülde yok yere kendilerini suçladı.
Masum olmayanlarda böyle bir mahkeme bulunmadı.
Masumiyet söyleneni anladı, anlamayanlar baka kaldı.

8 Nisan 2000